BİRLEŞİK KRALLIK (UK)

Kuzey İrlanda

İrlanda Adasının güneyinde bağımsız İrlanda Cumhuriyeti yer alırken, kuzeyinde Birleşik Krallığın (UK) dört ülkesinden biri olan Kuzey İrlanda yer alıyor. Zümrüt Ada’nın kuzeyi de tıpkı güneyi gibi yemyeşil ve muhteşem bir tabiata sahip. İnsanları da doğası gibi içten, samimi ve espirili.

Daha kısa bir süre öncesine kadar çatışmalar, karmaşa ve IRA ile anılan Kuzey İrlanda bugün artık yaralarını sarmış ve günden güne gelişen bir turizm şehri.

Cushendun County Antrim

SORUNLU DÖNEM – THE TROUBLES

İrlanda Adası’nın güneyinde Katolikler yaşarken kuzeyinde çoğunluk Protestanlardan oluşmasına rağmen Katoliklerin de yaşadığı bir ülke. Bütün sorunlar da bu noktada başlıyor çünkü Kuzey İrlanda’daki Katolik İrlandalılar İngiltere’yi kendi topraklarındaki işgalci güç olarak değerlendirip İrlanda Cumhuriyetine katılmak için mücadele ederken, Protestan İrlandalılar Krallığa bağlı kalmayı tercih ederek Katoliklerin bu kararına İngilizlerle birlikte karşı çıkıyor.

Cumhuriyetçiler Kuzeye “işgal altındaki 6 Kontluk” derken, Birlik yanlıları Kuzey İrlanda’yı Ulster olarak adlandırıyor.

İrlanda Cumhuriyeti ile birleşmek isteyen Kuzey İrlandalı Katolikler 1969’da yeniden IRA’yı kurarlar. Katoliklerin silahlı örgütü IRA’ya karşılık Protestan İrlandalılar da kendi silahlı örgütleri UVF(Ulster Volunteer Force) kurarlar. The Troubles olarak anılan bu dönemde çıkan olaylar ve çatışmalarda binlerce kişi ölür.

Murals of BelfastMurals of Belfast

Başkent Belfast’tan sonraki ikinci büyük kent olan Londonderry Kanlı Pazar olarak bilinen üzücü olayların yaşandığı yer. Kuzey İrlanda’daki 6 Kontluktan biri olan Londonderry Cumhuriyetçilerce Derry olarak anılırken, Birlik yanlıları ve Britanyalılarca Londonderry olarak adlandırılıyor.

Londonderry’de IRA ve Britanya askerleri arasındaki çatışmalar yoğunlaştığı için Kuzey İrlanda hükümeti 1971 yılında gösteri yürüyüşlerini yasaklar. Bu yasağı delmek amacıyla 30 Ocak 1972 tarihinde barışçıl bir gösteri düzenleyen 26 Katolik İrlandalıdan 14’ü İngiliz Askeri Polisince açılan ateşte öldürülür. Soruşturmanın ardından kapatılan dava, 1998 yılında Tony Blair tarafından yeniden açılır ve ölenlerin İngiliz polisince suçsuz yere öldürüldüğü anlaşılır. 2010 yılında David Cameron Britanya adına Kanlı Pazar için özür diler.

Bu sorunlu dönemde çatışmaların yoğun olarak yaşandığı yerlerden biri de başkent Belfast. Bugün şehirde Black Cab Tour ve Hop-on Hop-Off otobüslerle yapılan turistik aktivitelerin en önemlilerinden olan Murals ziyaretleri diğer adıyla Duvar Resimleri geçmişte yaşanan olayları hala canlı tutuyor. En dikkat çeken duvar resimlerinden bir tanesi de Katolik Mahallesindeki Bobby Sands. Cumhuriyetçi militan 1981 yılında hapishanedeki açlık grevinde ölmüş.

Murals of Belfast

Murals’lar Belfast’ta Birleşik Krallık yanlılarının yaşadığı Shankill Caddesi’yle, Katoliklerin yaşadığı Falls Road’da yoğunlaşıyor. Shankill, Londra’ya bağlılıktan yana Protestanların, Falls ise İrlanda milliyetçisi, Cumhuriyetçilerin yaşadığı yer. Protestan bölgesindeki duvar resimleri genellikle Britanya’nın tarihi ve UVF’nin lider savaşçılarıyla ilgiliyken, Katolik bölgesinde ise IRA’nın savaşçıları ve İrlanda Cumhuriyeti ile ilgili. Her iki bölgedeki kaldırımlar ve çiçekler dahi taraf olunan ülkenin renklerinde. Protestanlar Kuzey İrlanda ve Britanya bayrakları asarken, Katolik tarafında İrlanda Cumhuriyeti bayrakları var.

Murals of Belfast

Murals of BelfastMurals of Belfast

Belfast’ta Katoliklerin  Falls bölgesi ile Protestanların Shankill bölgesini Barış Duvarı ayırıyor. Berlin Duvarı’nın bir benzeri gibi gözüken Barış Duvarı’nın önemli bir farklılığı var. O da Berlin Duvarı bir arada yaşamak isteyenleri ayırırken, Belfast Barış Duvarı ise bir arada yaşamak istemeyenleri ayırıyor.

The Peace Wall

1998 yılında imzalanan ateşkesle (Good Friday) birlikte  silahlar bırakılmış olsa da İki taraf da birbirlerinin mahallelerinden uzak duruyor. Başkent Belfast’ta, Parlamento’da Katoliklerle Protestanlar yan yana oturmalarına karşın Katoliklerle Protestanların gittikleri okullar ayrı.

Murals of Belfast

Belfastlılar geçmişten ders alıp, yaralarını sarmak ve umut verici yeni başlangıçlar yapmak için şehrin çeşitli noktalarına sanat eserleri yerleştirmişler. Bunlardan biri de Queen’s Köprüsü’nden yükselen, elinde Dünya ve Kıtaları sembolize eden çember taşıyan 15 metrelik çağdaş kadın figürü Beacon of Hope heykeli. İlham noktası mitoloji olan heykelde ışığın taşıyıcısı Helios ile Kelt mitolojisinden öğeler çağdaş anlamda yorumlanarak bir araya getirilmiş. Heykelin büyüklüğü ve estetik cazibesi ile etkilenmek kolay olsa da ikonik heykeli tasarlayan Sanatçı Andy Scott, eseri ile ilgili duygularını “Umarım barış ve uzlaşmanın sembolü olan bu eser, Belfast halkı tarafından modernlik ve ilerlemenin parlayan bir umut ışığı olarak benimsenir” şeklinde ifade etmiş.

Beacon of Hope BelfastRise and Shine Belfast

Barışa ve geleceğe duyulan umuda katkıda bulunan bir diğer eser ise yaklaşık 40mt yüksekliğindeki iç içe geçmiş iki küreden oluşan Rise and Shine heykeli. Belfast Belediye meclisince sanatçı Wolfgang Buttress’e tasarlattırılıp Londra merkezli mühendislik firması Price & Myers’a yaptırılan bu küreler için 2.000’den fazla çelik boru ve 800’den fazla bağlantı yapılmış. Eserin yapılış amacı; yeni nesil mühendislere ilham vermenin yanında, birlik ve barışın gelişimine de katkıda bulunmak olarak açıklanıyor.

IRA 2005 yılında şiddete son verdiğini ve mücadelesini bundan sonra politik alanda sürdüreceğini ilan ederek silahları bırakarak Parlementoda Cumhuriyetçi Sinn Feinn olarak yollarına devam ederler.

Kuzey İrlanda İngiltere’ye yarı bağlı parlamentosu olan özerk bir bölge. Ülke 2007 yılından beri birlik yanlıları ile ayrılık yanlısı cumhuriyetçiler tarafından kurulan koalisyon hükümetince yönetiliyor ve başkan ile başkan yardımcısının yetkileri eşit.

BELFAST

Belfast’ı sadece bu karışık dönem ile anmak haksızlık olur. Geçmişin yaralarını saran Belfast bugün sanat ve mimari konusunda insanlara ilham vermeye devam ediyor.

BelfastBelfastBelfast

Belfast City Hall&Titanic Memorial GardenBelfastBelfast

Cushendun County AntrimBelfastCushendun County Antrim

Şehirde gezerken, merkezde dikkatleri çeken büyük beyaz yapı Belfast City Hall. Kraliçe Victoria’nın Belfast’a şehir unvanı vermesi nedeniyle 1906 yılında açılmış. O zamanlar Belfast gemi yapım tersaneleri, tütün fabrikasını da içine alan gelişmiş endüstrisi ve Presbiteryan İrlandalılar’ın varlığı sebebiyle İngiltere’nin İrlanda Adasında önemsediği bir bölüm. Aynı şekilde Kuzey İrlanda halkının tamamı olmasa bile önemli bir bölümü de Kraliçeyi ve İngiltere’nin varlığını önemsiyor. Bunun göstergelerinden biri olarak Kraliçe Viktorya’nın etkiliyici bir heykeli City Hall’un bahçesinde ziyaretçileri karşılıyor. Ayrıca bahçede Titanik Anma Bölümünde bu üzücü kazada hayatını kaybeden kazazedelerin isimleri yer alıyor. Yapı günümüzde turistik ziyaretlere açık.

Belfast City Hall

Belfast City HallBelfast City Hall

Belfast

Dublin’deki Temple Bar ne kadar tanınıyor ve de biliniyosa Belfast’taki The Crown Liquor Saloon’da aynı derecede bilinen bir yer. Süslü girişi ile dikkat çeken bu Victorian pub ilk önceleri tren istasyonu oteli olarak hizmet vermeye başlamış. Şimdilerde ise panellerle ayrılmış küçük odacıkları ve tahta yer döşemeleri ile ziyaretçilerini tarihi bir yolculuğa çıkarıyor. Anlatılanlara göre barın ilk sahibi coşkulu bir İrlanda milliyetçisi iken karısı da İngilizlerle birleşmekten yana olan Birlik taraftarıymış. Barın sahibi karısının baskısı sonucu barın ismini Crown yapmış yapmasına fakat giriş zeminine mozaik bir taç yerleştirip gelenlerin bu tacın üzerine basmasını sağlayarak da intikamını almış!

Crown Liquor Saloon

Belfast’ta gezerken genelde şu otel şu kadar, bu bina şu kadar kez bombalandı denildiğini duyarsınız. Crown Liquor Saloon’da tam 42 kez bombalanmış.

Tam karşısındaki Europa Hotel Avrupa’nın en çok bombalanan oteli olmasına rağmen hiç kapılarını kapatmamış.

Grand Opera House; kapılarını ilk kez 1895 yılında ziyaretçilerine açmış. O zamandan beri de yerli yabancı pek çok oyuna, müzikale ve konsere ev sahipliği yapıyor. Europa Hotel’in yakınındaki bu bina da defalarca bombaların hedefi olmuş ve zarar görmüş fakat buna rağmen gösterilerine devam etmiş.

Belfast Opera House

St George’s Market 1896 yılından beri kurulan bir yerel kapalı pazar. Gıdadan hediyelik eşyaya pek çok şeyin bir arada satıldığı bu pazar sadece cuma, cumartesi ve pazar günleri açık.

Şehrin en iyi bilinen sembollerinden biri de Kraliçe Victoria’nın eşi Prens Albert adına 19. yy ortalarında yapılan Albert Memorial Clock Tower yani saat kulesi. Saat kulesinin bulunduğu alan eskiden bataklık bir bölge olduğundan kule zaman içerisinde sola doğru biraz eğilmiş. Saat kulesinin eğildiği yönde, şehrin diğer ucunda Kraliçe Victoria’nın heykelinin bulunması Prens Albert hakkında “Eğer zamanınız varsa biraz eğilmem lazım” tarzı espriler üretilmesine yol açmış. Yapı bir süre bakımsız kaldıktan sonra tekrar temizlenerek, eski parlak günlerine geri dönmüş. Tamamen devrilmesini önlemek için de eğikliği biraz düzeltilmiş. Geleneksel yeni yıl kutlamalarının değişmez adresi hala saat kulesi.

St.Georges MarketAlbert Memorial Clock Tower

Belfast’ta pek çok yer ve yapıya İngiltere’ye bağlılığın bir simgesi olarak Kraliçe Victoria’nın adı verilmiş. Bunlardan biri de Kuzey İrlanda’nın en büyük alışveriş merkezi Victoria Square.Dört katlı bu alışveriş merkezi sadece alışveriş için değil tepesinde yer alan camlı kubbeden 360 derece izlenebilen şehir manzarası için de turistler tarafından bolca ziyaret ediliyor.

Victoria Square Belfast

Victoria Square BelfastBelfast

Victoria Street Belfast

Queen’s University Belfast, İrlanda’daki üç Queen’s Colleges’den biri olarak 1845 yılında eğitim hayatına başlamış. 1908 yılında da bağımsız bir üniversiteye dönüşmüş. Oldukça yeşil bir bölgede yer alan Queen’s Universty’nin Sir Charles Lanyon tarafından dizayn edilen kırmızı tuğlalı, çarpıcı ana binası bugün hala İrlanda’nın en güzel yapılarından biri olarak kabul ediliyor. İrlanda’nın güneyinde olduğu gibi Belfast’ın da geleneksel mimari dokusunun çoğunluğunu kırmızı tuğlalı yapılar oluşturuyor.

Queens Universty

Üniversitenin hemen yanında Botanik Parkı ile yakınlarında Ulster Müzesi ziyaret edilecek diğer yerlerden.

Lagan Nehri ve Farset Nehri’nin birleşim yerinde on metre uzunluğundaki mavi somon balığı dikkatinizi çekecektir. The Big Fish olarak anılan, üzeri mavi seramiklerle kaplı bu balık 1999 yılında Lagan Nehri’nin yeniden canlanması ve bölgenin tarihsel önemine dikkat çekmek amacıyla inşaa edilmiş. Eserin sahibi John Kidness. Üzerindeki seramiklere de Belfast’ın tarihinden küçük notlar düşülmüş. Nasıl Roma’da Aşk Çeşmesi’ne para atmak bir gelenekse, Belfast’ta da “kiss the big fish” geleneği var.

The Big Fish River Lagan

Roma’da çeşmeye para at, Floransa’da domuzun burnunu okşa, İskoçya’da Greyfriars Bobby’nin burnu sık, Belfast’ta balığı öp. Efendim “Bu ritüellerin nereye varacağı ile ilgili endişelerim var, ritüel takibini bu noktada bırakıyorum” diyorsanız siz bilirsiniz. Sonra o çok beğendiğiniz yerleri bir daha göremezseniz sorumluyu görmek için aynaya bakmanız yeterli! Ya da daha fazla uzatmadan gizice balığı öp ve bir sonraki ritüele kadar yoluna devam et!

The Big Fish’in hemen arkasında bir tarafta Titanik Müzesi diğer tarafta da Titanik’in inşaa edildiği Harland&Wolff tersanesi ile tersanenin şehrin pek çok yerinden görülebilen meşhur iki devasa vinci Samson and Goliath görülüyor.

The River Lagan

Belfast’ta 2012 yılında açılan Titanic Müzesi’nin girişi Titanic’in çarptığı buzdağından esinlenerek tasarlanmış. İçerisinde geminin yapımı, geminin içi ve batışını anlatan bölümler bulunmakta. Holywood yapımı Titanic dizisi de bu müzedeki stüdyoda çekilmiş.

Titanic Belfast

TITANIC

Madem Titanic Müzesinden bahsettik, Titanic’in kendisinden bahsetmezsek olmaz. Belfast’taki Harland & Wolff tersanesinde White Star Line şirketi tarafından üretilen Titanic, zamanına göre çok üstün teknolojilerle üretildiğinden batmaz gemi olarak lanse edilmiş. Titanic’ in adı Yunan Mitolojisindeki Tanrı Titanlar’dan gelmekte. Büyüklüğüne vurgu yapmak amacıyla da Titanic ismi seçilmiş.

SS Nomadic Belfast

Yapımına 31 Mart 1909’da başlanan RMS Titanic’in 26 ayın sonunda gövdesi 31 Mayıs 1911’da bugün hala dünyanın en büyük tersane havuzu olan havuza indirilerek tamamlanması için bir yıl daha üzerinde çalışılmış. 2 Nisan 1912’de tamamlandığında ise Dünyanın en büyük buharlı yolcu gemisidir artık.

Titanic Shipyard Belfast

10 Nisan 1912’de Southampton’dan ilk seferine çıkan Titanic’in varış limanı New Yorktur. Rotasına göre yolcularını ilk önce İngiltere Southampton’dan alacak daha sonra Avrupa kıtasındaki yolcuları almak için Manş denizi üzerinden Fransız limanı Cherbourg’a gidecek, daha sonra da Queenstown’a (Birleşik Krallık) uğrayacak oradan da son yolcuları aldıktan sonra en nihayetinde New York’a varacaktır.

Route of Titanic

Fakat ne yazık ki 15 Nisan 1912’de Atlantik Okyanusu’nda Newfoundland açıklarında bir buzdağına çarptıktan 2 saat 40 dakika ilk seferinde batar. 1500’den fazla kişinin ölümüyle sonuçlanan trajedi, dünya savaşları dışındaki en büyük deniz felaketlerinden biri olarak tarihe geçer.

Kazada can kaybının çok olmasının nedenleri üzerinde çok araştırma yapılır. Bunlardan en dikkat çekici ve üzerinde en çok konuşulan nedenlerden biri, gemideki can kurtaran filikalarının kapasitesidir. Titanic`in tam kapasitesi 3,547 kişi olmasına rağmen gemideki filikaların toplam kapasitesi 1,178 kişidir. Bu konu uzun uzun tartışılır ve sonuç olarak denizcilik kanunu değiştirilir.

Bir diğeri Kaptan Smith’in gemi su alıp batmaya başlayınca, filikalara öncelikli olarak kadınlar ve çocukların yerleştirilerek gemiden tahliye edilmesi emridir. Birinci ve ikinci sınıf yolcuların filikalara erişimi kolayken, üçüncü sınıf yolcular için bu neredeyse imkansızdır. Çünkü üçüncü sınıftakileri geminin diğer alanlarından ayıran kapılar kilitlidir. Birinci ve ikinci sınıfın kadın ve çocuklarının büyük çoğunluğu batış esnasında kurtarılırken üçüncü sınıfın kadın ve çocukların önemli bölümü okyanusun soğuk sularında ya donmuş ya da boğulmuştur, kurtarılanlar çok azdır. Ayrıca erkekler son ana kadar filikalara alınmadığı için kurtulan erkek sayısı da azdır.

Uzmanlara göre geminin çarpma sonucu bu kadar büyük hasar alarak batmasının teknik olarak en önemli nedeni de Titanic’in imal edildiği çeliğin çok kırılgan olduğu iddiasıdır.

Yıllarca aranan Titanic enkazı, kazadan 73 sene sonra Robert Ballard tarafından 1985 yılında bulunur. Fakat Titanic 3.657 metre derinlikte olduğundan, o zamanki teknoloji ile normal bir deniz altının bu derinliğe inmesi basınçtan dolayı imkansızdır. Zaman içerisinde gelişen teknolojinin de yardımıyla Ballard batığın ilk fotoğraflarını çekmeyi başarır. Sonraki yıllarda geminin iç kısmına da girmeyi başaran Ballard, hayatını kaybedenlere duyduğu saygıdan dolayı enkazdan sadece araştırma yapmak için demir parçaları ve çok tartışılan perçin çivilerinden örnekler çıkarır diğerlerine dokunmaz. Çıkarılan örneklere yapılan testler, perçin çivilerinin yapıldığı demirlerin sağlam olmadığını, geminin gövdesini oluşturan metallerin ise esneme özelliği olmadığından çarpma ile kolayca kırıldığını ortaya çıkarır.

Ballard keşfettiğinde geminin kamaralarındaki birçok eşya ilk günkü gibi dururken, sonraları eşyalar sergilenmek üzere çıkarılır. Hatta günümüzde Premier Exhibition Inc. firması Titanic enkazından çıkan yaklaşık 5.500 parçayı açık arttırma ile satmayı planlıyor. Buluntuları inceleyen uzmanlara göre kalıntıların yaklaşık değeri 218 milyon Dolar. Gerçekleştirilmesi planlanan satış ve geminin enkazı ile ilgili başta batığı keşfeden Ballard olmak üzere, Titanic filminin yönetmeni James Cameron da endişelerini dile getiriyor.

Enkaza ilgi bununla sınırlı değil, Londra kökenli Blue Marble Private firması, 2018 ve 2019’da gerçekleştirmeyi planladığı dalış programları ile, toplam 9 yolcudan oluşan 8 günlük bir tur paketi hazırlamış durumda. Batığın bulunduğu yaklaşık 4.000 mt’deki basınca dayanıklı titanyum ve karbon fiberle kaplı özel bir deniz altı ile Titaniğin seviyesine inerek, geminin önemli bölümlerinde tur atarak katılımcıların fotoğraf ve video çekmelerini sağlayacak. Küçük bir not; bu muhteşem seyahat katılımcılarına yaklaşık olarak 105 bin dolara mal olacak.

Atlas Okyanusu’nun dibinde yatan 50 bin ton demirden oluşan enkazın, yeni keşfedilen ve pasla beslenen bir tür bakteri tarafından yavaş yavaş tüketildiği ortaya çıktı. Eğer bir şey yapılmazsa 15 ila 20 yıl içinde kalan enkaz bakteriler tarafından yok edilecek.

ŞU GAME OF THRONES DEDİKLERİ

Birleşik Krallığın en küçük ülkesi Kuzey İrlanda, etkileyici doğal güzellikleriyle fantastik dizi Game of Thrones’un en çarpıcı bölümlerinin çekildiği doğal platolarından biri.

Kuzey İrlanda keşfinizi daha eğlenceli bir hale getirmek için Games of Thrones turu en uygun alternatiflerden biri. Bu tur sırasında Kuzey İrlanda’nın doğal ve tarihi güzellikleri de sizlere eşlik ediyor olacak.

Keşif yolu üzerindeki duraklardan biri Dunluce Kalesi. Antrim Kontluğunun kuzey sahilindeki kayalıklara kurulu bu kale ilk olarak 1500 yılından önce MacQuillan ailesince kurulur sonrasında da 1550’li yıllarda MacDonnell Klanı tarafından ele geçirilir. Oldukça hareketli, entrika ve şiddet dolu günlerden geriye, kalenin sadece belli bölümleri kalabilse de kale hala hem konumu hem de dramatik görüntüsü ile ziyaretçilerini etkilemeye devam ediyor.

Dunluce Castle

Armoy Köyüne vardığınızda Bregagh Yolu boyunca birbirlerine sarılı kayın ağaçlarınca çevrelenmiş yol dikkatinizi çekecektir. The Dark Hedges olarak bilinen yol 18. yy’da Stuart ailesi tarafından malikaneleri Gracehill’e giden yolu daha ilginç hale getirmek için yapılmış. Hiç şüphesiz amacına da ulaşmış.

İlginç görüntüsüyle hayaletli yol olarak da bilinen bu yer ile ilgili çeşitli efsaneler konuşulur olmuş. Söylentilere göre İngiltere’de sadece 9 gün kraliçelik yaptıktan sonra hapise atılan sonrasında kafası kesilen the Grey Lady’nin hayaleti akşam karanlığında hala bu yolda dolaşıyormuş.

The Dark Hedge

Kuzey İrlanda’nın en çok fotoğraflanan yerlerinden biri olan Dark Hedge ikonik ağaçlarıyla Games of Thrones dizisinde King’s Road olarak yer almış. Arya Stark, Yoren, Gendry ve Hot Pie eşliğinde çocuk gibi giyinerek King’s Landing’den bu yolu kullanarak kaçmış.

Yol üzerindeki diğer bir Games of Thrones platosu da Cushendun Mağarası. 400 milyon yıllık bir süre içinde oluşan bu etkileyici mağara dizide Büyücü Melisandre’nin Gölge Suikastçı’yı doğurduğu mağara.

Cushendun Cave

Cushendun CavesCushendun Cave

Cushendun Mağarasından bahsetmişken şirin beyaz evlerden oluşan Cushendun kasabasından da biraz bahsetmek gerek. Oldukça romantik bir hikayesi olan kasaba tıpkı Babil’in Asma Bahçeleri, Tac Mahal gibi aşkın anıtlarından biri. Cushendun Baron’u Ronald John McNeill’in İngiltere Penzance doğumlu eşi Leydi Maud doğup, büyüdüğü yerleri çok özleyince Baron onun bu özlemini dindirmek için kıyıya bir dizi romantik, beyaz badanalı ev yaptırmış. Leydi Maud’un Evleri olarak anılan bu evler Leydinin vefatından sonra Birleşik Krallıktaki tarihi ve kültürel değerleri koruyan National Trust tarafından korumaya alınmış. Havanın açık olduğu günlerde Cushendun kasabasından tam karşısındaki İskoçya kıyıları olan The Mull of Kintyre görülebiliyormuş.

Cushendun County Antrim

CARRICK-A-REDE ROPE BRIDGE

Dünyanın en tehlikeli köprüleri arasında yer alan Carrick-A-Rede Rope Bridge, Kuzey İrlanda’nın en çok bilinen ve ziyaret edilen noktalarından biri. Carrick Adasını karaya bağlayan, halatlardan yapılan bu asma köprü bir uçtan diğerine 20mt uzunluğunda. Köprüye ulaşmak için girişten sonra kireç taşından oluşmuş Larrybane Körfezi’nin eşsiz manzaraları eşliğinde yaklaşık 1km kadar yürümek gerekiyor. Yürünecek yol keşke daha uzun olsa diye hayıflanacağınız, ayrılmak istemeyeceğiniz yerlerden biri.

Larrybane Bay

Carrick Adası Atlantik somonlarının geçiş yolları üzerinde yer aldığından yaklaşık 350 yıl boyunca balıkçılar somon avlamak için kendi yaptıkları ip köprü ile Carrik Adasına geçip onun kıyılarında avlanıyorlarmış. Carrick-A-Rede ismini tam da buradan yani konumundan alıyor. Yoldaki kaya demek. Atlantik somonlarının çok olduğu dönemlerde balıkçılık buradaki en önemli işlerdenmiş. Fakat somonların nesli azalmaya başlayıp yok olma tehlikesi baş gösterince somon avcılığına 2002 yılında son verilmiş. Fakat bu noktanın ünü ve de ziyaretçileri zamanla artınca 2008 yılında daha güçlü bir halat köprü yapılmış. Bu arada köprü ile ana karadan Carrick Adasına geçerken aslında eski bir volkanın ağzından geçiyorsunuz.

Carrick-A-Rede Rope Bridge

Carrick-A-Rede Rope BridgeCarrick-A-Rede Rope Bridge

Larrybane Bay

Oldukça rüzgarlı olan bu bölgede köprüden karşıdan karşıya geçerken ayaklarınızın 30 mt aşağısındaki buz gibi dalgalı sular, durmadan sallanan köprü sayesinde adrenalin tavan yaparken, 20 mt’yi de 200mt gibi hissetmenize neden oluyor. Köprüyü geçmenin ödülü ise eşsiz bir manzara ayrıca cesaretinizin kanıtı köprü geçiş sertifikası.

GIANT’S CAUSEWAY

Kuzey İrlanda’nın en çok turist çeken noktası ise, Antrim Kontluğunun kuzeyindeki Bushmills kasabasında yer alan Devler Geçidi ya da Devler Kaldırımı olarak bilinen Giant’s Causeway. UNESCO Dünya Kültür Mirası listesindeki bu doğa harikası kaya oluşumları iç içe geçmiş yaklaşık 40.000 bazalt sütundan oluşuyor ve en uzunu yaklaşık 12 metre.

Giants Causeway

Bu mükemmel altıgen kayaların ve sütunların nasıl oluştuğuna gelince; oluşumu açıklayan bir bilimsel yaklaşım ve tabi ki hemen karşısında bir de efsane var. Önce bilimsel açıklamaya kulak verelim;

Giants Causeway

Bir zamanlar birbirine bitişik olan Kuzey Amerika ve Avrupa kıtaları yaklaşık 50 – 60 milyon yıl önce çeşitli jeolojik olaylar, volkanik aktiviteler ile ayrılmaya başlar. İki kıta arasında oluşan yarığa dolan sular ile Atlantik Okyanusu oluşur. Bu yoğun volkanik aktiviteler sırasında yeraltından yeryüzüne ulaşan lavlar, lav gölleri oluşturarak birikmeye, bir süre sonra da alttan ve üstten soğuyarak büzüşmeye başlar. Bu aşamada hacimleri küçülürken ilk çatlaklar da oluşur. Bu nokta bazalt sütunlarının oluşma başlangıcıdır. Bu sırada eğer soğuma alttan başlarsa dik sütunlar, üstten başlarsa da altıgen şekilli bazalt kayalar oluşur. Soğuma hızı da oluşan sütunların genişliğini belirler. Soğuma yavaşsa büyük sütunlar, hızlıysa küçük bazalt sütunlar oluşur. Ancak her lav soğumasında volkanik bazalt sütunları oluşmaz. Bunun için basınç ve sıcaklık koşullarının da uygun olması gerekir. Bu nedenle Dünya üzerinde bazalt sütunlarına çok sıklıkla rastlanmaz.

Giants Causeway

Altıgen sütunların oluşumunun bilimsel yönünü dinledikten sonra, şimdi bir de efsanelere kulak verelim. Derler ki; İrlanda’nın kuzeyinde yaşayan dev Finn MacCool, karşı kıyı İskoçya’da yaşayan diğer dev Benandonner’in rakibiymiş. Günlerden bir gün Benandonner Finn’i kimin daha iyi olduğunu ispatlamak üzere düelloya davet etmiş. Teklifi kabul eden Finn İskoçya’ya ulaşabilmek için deniz içine kayalar atarak bir geçiş yolu oluşturmuş. Fakat bu sırada Benandonner’in ayak izini gören Finn rakibinin ne kadar iri ve güçlü olduğunu da farketmiş. Koşabildiği kadar hızlı koşarak evine dönmüş. Gördüklerini karısına anlatmış. Her güçlü adamın arkasındaki akıllı kadın gibi eşi olaya hemen el koymuş. Büyük bir beşik yapıp Finn’i de bebek gibi giydirerek beşiğe yatırmış. Bir süre sonra evlerine ulaşan Benandonner Finn’in nerde olduğunu sormuş. Kadın Finn’in birazdan geleceğini ama sessiz olmasını ve bebeği uyandırmamasını söylemiş. Devasa bebeği gören Benandonner, eğer oğlu bu büyüklükteyse babası kimbilir nasıl diyerek korkup kaçmış. Giderken de Finn’in İskoçya’ya ulaşmasını önlemek için geçidi yıkmış. Efsanaye göre şimdiki ‘Devler Geçidi’ o geçitten geriye kalanlarmış.

Giants Causeway

Benzer bazalt sütunlarına İskoçya’da Sfaffa Adası’nda, özellikle Fingal Mağarası’nda da rastlamak mümkün. Devler Geçidi, sanki İrlanda’dan Staffa Adasına doğru deniz altından uzanıyormuş izlenimi veriyor ki efsanenin çıkış nedeni de tam olarak bu etkileyici izlenim.

Hikayeyi her iki açıdan yani hem bilimsel hem de efsanevi olarak dinledikten sonra “Sience or Giants?” Karar sizin.

KUZEY İRLANDA İLE İLGİLİ KÜÇÜK NOTLAR
  • UK vizesi Kuzey İrlanda için de geçerli.
  • İrlanda’ya geçerken etrafı daha iyi keşfedebilmek için Stena Line’ın Rail & Sail seçeneğini kullanabilirsiniz. Trenle İngiltere’den seçtiğiniz noktaya kadar gittikten sonra, İngiltere ile İrlanda arasındaki Irısh Sea’ yi Stena Line Superferry ile yaklaşık iki saatlik keyifli ve konforlu bir yolculukla aşıp Belfast’a ulaşabilirsiniz. Ayrıca limandan şehir içine transferiniz de gerçekleştiriliyor. O kadar zamanım yok derseniz diğer alternatifiniz uçak.
  • Para birimi İngiliz Poundu.
  • Şehir dışı turlara katılmak için Belfast merkezdeki turizm ofisinden tur satın alabilirsiniz. Turizm Belfast’ta çok önemseniyor ve turizm gelirleri arttırılmaya çalışılıyor.
  • Irish Luck (İrlandalı Şansı)’nın klasik simgesi üç yapraklı yonca ve Titanic’i hediyelik eşyalardan, turlara kadar pek çok yerde görmeniz mümkün.