Toskana Bölgesi (Pisa – San Gimiano – Siena)

Yeşilin bin bir tonunda uzayıp giden sonsuz üzüm bağlarına , romantik çiftliklere ev sahipliği yapan Toskana Bölgesi sanattan, yemeğe, şaraba kadar  pek çok sürprizi içerisinde barındıryor. Toskana tabiat güzellikleri yanında yetiştirdiği sanatçılar, yazarlar ve şairleriyle de dikkat çekici.  Medici Ailesi, Dante Alighieri, Michalengelo, Leonardo da Vinci, Giovanni Boccaccio, Galileo Galilei, Andrea Bocelli bunlardan sadece bir kaçı. Bağbozumu, gurme lezzet turu ya da romantik bir tatil, amacı ne olursa olsun Toskana Bölgesi’nde yapılacaklar bitmiyor…

Toscana

PISA

Pisa deyince hepimizin aklına ilk gelen şey turistlerin önünde fotoğraf çekmek için yarıştıkları meşhur  eğik Çan Kulesi (Torre Pendente).

Pisa-Doumo

Elbette Pisa sadece  Çan Kule’sinden ibaret değil. Kule, Doumo ve Vaftizhanesi ile Compa dei Miracoli meydanında yer alan dini  yapılar topluluğunun bir parçası aslında.

Kulenin yapımına Duomo’dan sonra 1173 yılında başlanır. İlk iki kat yapılırken herhangi bir sorunla karşılaşılmaz fakat 3. Kat inşaa edilirken eğilme başlar.

Sorun fark edilse de çözüm bulunamaz. O sıralar Floransa ve Pisa arasındaki savaşlar nedeniyle kulenin yapımına ara verilir. En son 1370 yılında 8 kat ve 60 metre yükseklikle kule tamamlanır. Kulede toplam 7 çan bulunuyor.

Eğimin, Kulenin inşaa edildiği zeminin elverişsiz olmasından kaynaklandığı,  yer altı sularının killi toprağı alıp götürmesinin eğilmeye sebep olduğu söyleniyor.

Kayma durdulamadığından 1998 – 2001 yılları arasında büyük bir restorasyon geçiren Kule’nin restorasyon sonrası eğilmesi durdurulmuş gözüküyor.

Pisa-Torre Pendente-Çan Kulesi

Kompleksin bir parçası olan Vaftizhane’yi ayrıcalıklı kılan ise Galileo’nun, burada vaftiz edilmesidir. Hristiyan inanışına göre insanlar dünyaya Adem ve Havva’dan dolayı günahkâr olarak geliyor. Günahlarından arındırılması için de vaftiz edilmesi gerekiyor.

Galileo Galilei 1564 yılında Pisa kentinde dünyaya gelen fizikçi, matematikçi, gökbilimci ve filozofdur. Geliştirdiği bir çeşit  astronomi dürbünü ile Ay’daki dağları ve çukurları , Jüpiter’in uydularını, Satürn’ün halkasını, Güneş’in lekelerini, Venüs’ün evrelerini keşfetti. Bu çalışmalar onu, Kopernik’in kuramını doğrulamaya götürdü: Güneş Dünya’nın değil, Dünya Güneş’in çevresinde dönüyordu.Kilise bu teorinin Kutsal Kitap’ta Yeşu’nun Güneş’e hareket etmeme emri vermesine ters düştüğünü düşündüğünden  Galileo Roma’da Engizisyon mahkemesi önünde sorguya çekilir. Sorgulama sonunda Galileo’nun teorisinin asılsız ve dine aykırı olduğu kararını verilir. 1616 yılında Galileo’nun bu kuramları desteklemesi ve öğretmesine kilise tarafından yasak getirilir. Galileo idam edilirken söylediğini inkar etmesi şartıyla idamın iptal edileceği belirtildiğinden Galileo “Görmedim, Duymadım ve Bilmiyorum” diyerek kendini idam sehpasından kurtarır. Fakat geçen zaman Galileo’yu haklı çıkardı ve modern bilim Dünya’nın Güneş etrafında döndüğünü  ispatladı.

SAN GIMIANO

Etrafı surlarla çevrili San Gimignano, Toska Bölgesindeki Ortaçağ kasabalarının en güzellerinden biri.

Bir tepe üstüne kurulan kasaba ticaret sayesinde zenginleşmiş ve zamanla kuleler bu zenginliğin bir sembolü olmaya başlamış. Kulenin büyüklüğü zenginliğin derecesinin göstergesiymiş. Ortaçağda San Gimignano’da 72 kule olduğu söylenir bugün sadece 13 tanesi ayaktadır. Kulelerinden dolayı da Ortaçağ’ın Manhattan’ı olarak anılıyor ve Unesco Dünya Kültür Mirasları listesinde yer alıyor.

San Gimiano-Piazza Cisterna

Kasaba halkı aynı zamanda Haç Sembolü’nü ilk kez kolye olarak tasarlayıp satanlar olarak biliniyor. San Gimignano o zamanlardaki  kutsal haç yolu olan Via Francigena üzerinde bulunduğundan bu kolyeleri buradan geçenlere satarak para kazanmışlar.

San Gimignano avantajlı konumu sayesinde bölgenin gücü olan Floransa Krallığına uzun süre direnmiş Ta ki 14. Yüzyılda bölgede etkili olan veba salgınına kadar. Veba nedeniyle hac yolu değiştirilince San Gimignano  gücünü kaybetmeye başlar.  Bunu fırsat bilen Floransalılar bölgeyi işgal edip kuleleri yıkarlar. O günlerden bu zamana yeni bir bina yapılmadığından kasaba aynı şekliyle bugün de yaşamaya devam ediyor.

Kasabada Museo della Tortura olarak bilinen korku müzesi, Ortaçağ’da Engizisyon Mahkemelerinde verilen kararlar uyarınca yapılan işkenceleri ve bunlar için kullanılan aletleri ayrıca temsili olarak insanların yakılmasını  gösteren küçük ve ürkütücü bir müze.

Yüzyıllar öncesinde olduğu gibi bugünde  Safran’ın kasaba ekonomisinde önemli bir yeri var.  Ülkemizde de Safranbolu’da yetiştirilen Safran, yetiştirilmesi  ve toplanması oldukça zahmetli  bir o kadar da değerli ve şifa kaynağı olan özel bir bitki. Safranların, şafak vakti henüz çiçekleri açmadan hasat edilmesi ve derhal kurutulması gerekiyor. Bu kadar çabaya karşın yaklaşık 150.000 çiçekten sadece 1 kg safran elde edilebiliyor. Toskana Bölgesi’nde yer alan San Gimignano siyah horoz etiketli Chianti şarapları kadar safranlı dondurması ile de oldukça meşhur. Piazza Cisterna’ daki (Sarnıç meydanı) defalarca dünyanın en iyi dondurmacısı şeçildiğinden haklı bir üne sahip “ Gelateria Dondoli”  en tatlı mola yerlerinden biri.

SIENA

Toskana Bölgesi’ndeki ortaçağ kasabalarının en çok bilineni ve şüphesiz en güzellerinden biri Siena.

Evler Etrüksler’in icadı kırmızı tuğlalarla yapıldığından genel olarak kızıl ve kahve tonları hakim. Binalar yüzyıllardır hiçbir değişiklik yapılmadan nesilden nesile geçtiği için, Sieana’da bir anda kendinizi yüzyıllar öncesinde buluveriyorsunuz.

Siena

Siena’yı farklı kılan bugün maalesef artık bizde kalmayan mahalle kültürü ve bu kültüre sıkı sıkıya sahip çıkmaları. Kasaba 17 mahalladen (contrada)  oluşuyor ve her mahallenin kendine özgü bir flaması ve maskotu var. Salyangoz Mahallesi, Kaplumbağa Mahallesi, Panter Mahallesi, Ejderha Mahallesi gibi. Mahalle girişlerinde ve binalarda gördüğünüz sembollerden hangi mahallede olduğunuzu kolaylıkla anlayabiliyorsunuz. Nasıl ki her mahallenin bir hayvan sembolü ve flaması varsa aynı şekilde kiliseleri, çeşmeleri ve at evleri de ayrı. İşte bu nedenledir ki Siena’da doğanlar iki kez vaftiz ediliyor, önce kendi kiliselerinde daha sonra da ana kilisede. Her mahallenin kardeş mahallesi, rakip mahallesi bulunmakta. Mahallelerde belli görevi belli kişiler yapmakta ve bu iş geleneksel olarak çocuklara devrolmakta. Aşağıdaki ev salyangoz mahallesindeki evlere bir örnek.

contrada

Siena

Palio burada Fiatın bir markası değil, mahaller arasında her yıl geleneksel olarak yılda iki kez düzenlenen  (2 Temmuz ve 16 Ağustos) ve kıyasıya rekabet içeren meşhur at yarışlarına verilen isim. Her mahalle bütün bir yıl bu yarışlar için hazırlanıyor. Yarış için özel olarak seçilen at, mahallenin at evinde diğer rakipler tarafından kaçırılmasın diye başında nöbet tutularak korunuyor. Atı ya da jokeyi kaçırmak, jokey satın almak (tabi ki yapılabilirse),  herşey mübah. Tek hedef yarışı kazanmak.  Zarifliğine  bakarak aşağıdaki yapının bir Chapel olduğunu sanmayın. Bu mahalle adına yarışacak atın konulduğu ev.

Siena

Festival zamanı geldiğinde  şenlikler başlıyor. Mahallelere özgü gösteriler, eğlenceler ve renkli şovlar yapılıyor. Yarış için Piazza del Campo meydanı toprak, saman karışımı ile kaplanıp at yarışına uygun hale getiriliyor. Esas yarış günü meydan, Sienalılar ve özellikle Palio yarışlarını izlemeye gelen turistlerle dolup taşıyor. Meydana bakan balkonlu evler Palio günleri fahiş  fiyatlarla kiralandığı gibi şehirde boş otel bulunmak da pek mümkün olmuyor.  Jokeylerin eyersiz ata ipek pantolanlarla bindiği, toplamda en fazla 3 dakika süren yarışta,  17 mahallenin en iyi atları Meryem Ana’ya adanmış bayrağı kazanmak için kıyasıya mücadele ediyorlar ve tabi sonrasında günler süren kutlamalar…

Siena-Piazza del Campo

Siena’da laik yönetim anlayışının bir sembolü olarak dini binalar ile idari binalar birbirinden uzakta tutulmaya özen gösterilmiş.  Tıpkı Duomo’da olduğu gibi.

Siena-Duomo

Siena Duomo’su,  İtalya’daki en etkileyici dış yüzeye sahip Doumo’lardan biri. 14 yüzyılda Siena’daki zenginliğin ve gücün bir göstergesi olarak daha önceki kilisenin daha da genişletilerek katedrale dönüştürülmesine karar verilir. Fakat veba salgını şehrin 4/5’ini yok ettiğinden dolayı Doumo Nuovo  tamamlanamaz.  Tamamlanamayan dış duvarlar o zamanki gücün göstergesi olarak bırakılır. Bugün bu bölümler park ve müze olarak kullanılıyor. 19. Yüzyılda geniş çaplı bir restorasyondan geçen kilisede Bernini, Ghiberti, Donatello ve Pisano’nun eserlerini görmek mümkün.

Piazza del Campo; Siena’nın tarihi meydanı. Ortaçağda pazaryeri olarak kullanılan bu meydan bugün güzel kafeler ve restoranlarla çevrilmiş durumda.

Siena-Piazza del Campo

Palazzo Pubblico ya da Palazzo Comunale;  Belediye binası olarak çevirebileceğimiz bu yapı,  gotik mimari anlayışıyla inşa edilmiş meydana hakim bir bina. Hemen yanında 332 basamakla tepesine çıkılabilen  “Torre del Mangia” kulesi var ki günümüzde Siena’nın sembollerinden biri.

Siena-Palazzo Pubblico

Anlatılanlara göre uzun uğraşlardan sonra suya kavuşan Sienalılar bunu kutlamak için meydana Fonte Gaia (Sevinç Çeşmesi)’ni yapmışlar. Çeşme de  Romus ve Romulus’un heykellerini görmek de mümkün.

Siena-Fonte Gaia

Banca Monte dei Paschi di Siena; İlk kurulduğunda rehin dükkanı olarak hizmet veren bu kuruluş daha sonraları bugünkü bildiğimiz anlamda bankacılığın temellerini oluşturmuştur. Günümüzde hala hizmet veren dünyanın en eski bankası olma özelliğini taşır. Kuruluşunda görev yapan banka müdürlerine ait büstler bankanın duvarlarında yer alıyor.

St. Catherine Church (Aziz Catherine Kilisesi); Aziz Catherine, 1347-1380 yılları arasında yaşamış ve o dönemlerde yaygın olan veba hastalığına çare bulduğu ve insanları parmağıyla iyileştirdiğine inanılıyor. Sürekli vebalı kişilerle bir arada olduğu için sonunda o da vebaya yakalanır ve parmağı düşer.  Vebadan dolayı hayatını kaybettiğinde 33 yaşındadır. Havası alınmış kaplar içerisindeki Aziz Catherine`nin düşen parmağı ve kafatası hala daha bu kilisede saklanmakta.

Siena-St. Catherine Church

Follow: