İTALYA

Floransa

İçinden Arno Nehri geçen, zambak ile sembolize edilen Floransa ya da Firenze yürüyerek bile bir günde gezilebilecek büyüklükte bir yer.  Çiçekler şehri  anlamına gelen şehrin adının Latince  Florentia’dan  geldiği söyleniyor.Toskana Bölgesinin başkenti bu kent  her köşesi Unesco Dünya Kültür Mirası Listesi’ne girmiş  yapılar, eşsiz kültür ve  sanat  eserleriyle dolu olması nedeniyle dünyanın en çok turist çeken yerlerinden biri.

İtalya’da  Rönesans’ın  başkentinin Floransa olmasında  Medici Ailesi’nin  payı büyük. Mediciler için sponsorluk sisteminin kurucuları diyebiliriz. Bu ailenin sanata ve bilime verdiği destek sayesinde Floransa’da bir araya gelen dönemin ünlü sanatçıları verdikleri eşsiz eserler ile İtalya’da Rönesans’ı başlatırlar.

Mediciler’den kısaca bahsetmek gerekirse; yaklaşık 400 yıl Floransa’da iktidarda kalmış ,  üç Papa çok sayıda Floransa hükümdarı ve  Fransa kraliyet mensupları yetiştirmiş bir ailedir. Aile ilk defa bankacılık ile güç kazanmış zamanla Vatikan’ın bankeri olarak önce İtalya ve sonrasında da  Avrupa’da politik ve ekonomik güce kavuşmuştur.

Mediciler , Platon’un, Homeros’un ve Antik Yunan eserlerinin Latinceye çevrilmesini ve yazılı hale getirilmesini sağladılar. Muhteşem olarak anılan Lorenzo Medici’nin ,  Floransa Üniversitesi’ni kurması ile bilim, Rönesans sanatçılarının kaynağı oldu. Sordukları sordular ile bağnazlığı yıktılar.

Floransa’nın, Avrupa’nın kültür merkezi haline gelmesi sonucunda, bu kültürün bir parçası olmak isteyen sanatçılar, bilginler, aristokratlar, tüccarlar, aydınlar Floransa’ya akmaya başlarlar.

Dini veya doğayı bire bir anlatmak yerine buna estetik katarak resim yapan Boticelli,  Michelangelo, Leonardo da Vinci gibi dönemin ünlü sanatçıları , “Dünya yuvarlak” dediği için kilise tarafından aforoz edilen Galileo Galile gibi bilim adamları Floransa’da Mediciler’in desteği ile düşünmeye ve üretmeye  devam ettiler.

Mediciler’in en son grandükü Gian Gastone Medici’nin (1671-1737) ölümüyle miras eşi Anna Maria Luisa de Medici’ye kalır. O da varis olmadığından her şeyi, Floransa dışına çıkmaması şartıyla Medici Ailesi’nden olmayan Floransa’nın yeni grandüküne bırakır.

Floransa deyince ilk akla gelen ve şehrin sembolü olan Santa Maria Del Fiore diğer adıyla Duomo’nun  yapımı yaklaşık 150 yıl sürmüştür. Dönemin ünlü mimarı Arnolfo di Cambio tarafından yapımına başlanan katedral onun ölümünden sonra görevi devralan diğer mimarlarca bir takım değişikliklerle tamamlamıştır.

Duomo’nun bir parçası olan ve hemen yanında yer alan Gotik mimarinin eşsiz  örneği Campanile Çan Kulesi Giotto ’nun tasarımıdır. Vefatı üzerine proje Francesco Talenti tarafından biraz değiştirilerek tamamlanmıştır. Giotto  kulenin toplam uzunluğunu  122 metre olarak planlanmış fakat Talenti tepe kısmı yapmayarak 85 metre ile yapıyı tamamlanmıştır.  414 basamak çıkarak kulenin tepesine ulaşmayı  başarabilenleri bekleyen büyük ödül ise eşsiz Floransa manzarası.

Floransa-Duomo

Bugün bile Floransa’nın en yüksek yapısı olan Katedralin devasa kubbesi Filippo Bruneleschi’nin eseridir. Kubbesinin çapı 43 metre olan Roma’daki Pantheon’a saygıdan Doumo’nun çapı ondan yaklaşık bir metre daha küçük yapılmıştır.

Floransa-Duomo

Duomo’nun hemen karşısında yer alan sekizgen biçimli vaftizhaneyi ise içinde yer alan ortaçağ mozaikleri ve heykeltraş- kuyumcu Ghiberti tarafından  yapılan ve “Cennetin Kapısı” olarak bilinen meşhur bronz kapı kanatları eşsiz kılar.  İtalyan şair Dante Alighieri, Rönesans Liderleri, Medici Ailesi de dahil olmak üzere pek çok kişi burada vaftiz edilmiştir.

Ghiberti Vaftizhane’nin kapı kanatlarının yapılması için kumaş tüccarları loncasının açtığı yarışmaya katılır ve henüz 23 yaşında olmasına karşın, birinci seçilir. Yeni Ahitten çeşitli sahneler içeren Kuzey kapısı kanatları , kabartma tekniğiyle işlenmiş  28 adet bronz panodan oluşmaktadır. Floransa’nın o zamanlardaki en iyi atölyesinde pek çok ustanın birlikte çalışmasıyla 21 yılda tamamlanan bu kapı kanatları 1424’te yerine takıldı.

1425 yılında Kilise bu sefer Ghiberti ‘ye Vaftizhane’nin Doğu Kapısı için sipariş verir. Bu siparişin konusu  Eski Ahit’ten sahnelerdir.  Ghiberti bu ikinci kapı için daha büyük ölçekli 10 dikdörtgen bronz pano hazırlayıp döker. Bu seferki panolar daha doğal görünüşlü ve perspektif kurallarına daha uygun yapılmışlardır. 27 yılda tamamlanan kapıların yüzeyi altınla kaplıdır ve güzelliklerinden dolayı Michelangelo tarafından “Cennetin Kapıları” olarak adlandırılmışlardır.

Ghiberti Vaftizhane kapıları için çalışmaya başladığında 23 yaşındayken, bitirdiğinde artık 70’lerindedir.

1966 yılındaki sel felaketinden etkilenen orijinal kapı onarılarak müzeye kaldırılmıştır. Vaftizhanede bugün görülen orjinaline sadık kalınarak yapılan birebir kopyasıdır.

Floransa’nın açık hava sanat müzesi niteliğindeki meydanı Piazza Della Signoria (Sinyorlar Meydanı) Floransa’nın en keyifli ve hareketli meydanlarından biridir ve meydanın dört bir yanı birbirinden etkileyici sanat eserleriyle çevrilmiş durumdadır.

Floransa-Piazza Della Signoria

Meydandaki en önemli eserlerden biri Rönesans heykelciliğinin başyapıtı olan Michelangelo’nun meşhur 5,17 metrelik  Davud Heykeli’dir. Omzunun üzerinde  sapan ile  Davut’un Golyat’a saldırmaya karar verdiği anı simgeler. Michelangelo Davud’Heykelini, 1501 -1504 yılları arsında 26 yaşında iken tamamlamış ve heykeltıraşlık alanında ismini büyük kitlelere duyurmuştur.

Bu heykeli yapmak için 5 buçuk metrelik bir mermer kütle kullanmıştır.İşin ilginç yanı heykelin yontulduğu mermer bloğu, 40 yıl önce daha Michelangelo doğmadan çıkarılmıştı ocaktan. Mermer bloğunu çıkarttıran heykeltıraş Agostino di Duccio, Floransa katedrali için dev bir aziz heykeli yapmayı planlıyordu. Duccio muhtemelen bu büyüklükte bir heykel çalışmak için yeterli deneyimi olmadığından iki yıl kadar uğraştıktan sonra vazgeçti. On yıl boyunca kaderine terk edilen mermer ile daha sonra Antonio Rossellini çalışmaya başladı. Muhtemelen O da bu blokla çalışmayı zor bulduğundan dolayı vazgeçti. 5 buçuk metrelik mermer blok Michelangelo’ya bir heykel yapma görevi verilene dek öylece kaldı.Michelangelo görevi kabul etti ve nedense heykeli yapmak için yıllardır kimsenin yontamadığı, hakkından gelemediği bu mermer bloğu seçti.

Bilim adamlarının yaptığı incelemelerde, mermerin orta kalitede bir mermer olduğu saptanmıştır. Aynı Michelangelo ünlü Musa heykeli için Carrara’daki mermer ocaklarında aylarca lekesiz, kaliteli mermer aramıştır.

Michelangelo Davud heykelini yaptığı süreçte, mermer kütlenin yanına bir baraka inşa etmiş ve tamamlamak için gece gündüz aralıksız çalışmıştır. Ancak çalışmasını gizli sürdürdüğü için bugün bile hala kimse mermerin ne şekilde işlendiğini bilemiyor. Sadece sağ ayağının arkasında zayıf bir
destek bulunan bu devasa heykelin, teorik olarak ince bacaklarının tonlarca ağırlıktaki gövdesini taşıyamaması lazım. Ayrıca bu zayıf desteğin mermerin işlenişi sırasında nasıl sağlam kaldığı hala muamma.

Heykeltıraşlıkta usta olabilmek için çok çalışan ve klasik sanatın bütün tekniklerini bilen sanatçı, insan vücudunu kusursuz olarak yansıtabilmek için kadavralar üzerine çalışmış ve insan bedenini incelemiştir. Göreni kendine hayran bırakan bu müthiş eseri her gören, ellerinin güzelliğine ve gerçekçiliğine dikkat çeker. Heykelde neredeyse mükemmel ‘insan oranı’ betimlenmiştir. Ancak gerçek insan oranları gözetildiğinde baş ve üst vücut, alt vücuda oranla  daha büyüktür. Bu konuda en kabul gören açıklama heykelin bir kilise cephesine veya yüksek bir kaidenin üzerine oturtulma amacıyla hazırlanmış olması ve bu şekilde bir açıdan bakıldığında oranların doğru görülecek olmasıdır.Heykel ile ilgili bir diğer dikkat çekici nokta da, aslında Yahudi olan Davud’un niye sünnetsiz olarak tasvir edildiğidir.

Davut’un Kudüs’ü fethinin 3000. yılında heykelin bir replikası Floransa’dan Kudüs’e bir armağan olarak gönderilir. Fakat bu armağan fazlasıyla “pornografik” bulunduğundan kabul edilmez. En sonunda Davut yerine başka bir heykelin tamamen “giyinik” replikası armağan olarak şehre gönderilir.

Orjinali Accademia Gallery’e taşınan eser  bir vandalizm kurbanı. 1991 yılında heykele çekiçle saldıran bir kişi sol ayak parmaklarına zarar verir.

Mediciler Floransa’daki görkemli iktidarları boyunca çeşitli yenilgiler, sürgünler, ekonomik düşüşler yaşadılar. Bu düşüşlerden sanatçılar da etkilendi. Bunlardan biri olan Leonardo da Vinci, Osmanlı Padişahı II. Bayezid’e mektup yazarak hamiliğini ister. Ancak mektupla birlikte gönderdiği Galata Köprüsü projesi teknik açıdan gerçekleşmesi imkánsız bulunduğu için reddedilir.

Michelangelo, Mediciler’in manevi evladı gibiydi.  Lorenzo de Medici ya da ”Muhteşem Lorenzo” nun koruyuculuğunda kurulan okulda heykeltraşlığa başladı. Kısa sürede Lorenzo’nun ilgisini çekti. Lorenzo okulda bir gün, Michelangelo’yu çöpe atılan bir mermerden yaptığı sırıtan bir yüz heykelini parlatırken görür. Bu Lorenzo’nun çok hoşuna gider ve yarı şaka yarı ciddi ” Oldukça yaşlı bir yüz yapmışsın, bu geçkin budalanın tüm dişleri de yerinde. İnsanların yaşlandıkça dişlerinin döküldüğünü bilmiyor musun?” diye sorar. Michelangelo da keskisini kaptığı gibi üst çeneden bir diş kırar. Bu zekice davranışın üzerine, Lorenzo çocuğun babasını çağırtır ve onu kendi evine aldırır. Michelangelo burada Lorenzo’nun ölümüne kadar kalmıştır.

1505 yılında Papa ile arası açılan Michelangelo korkup Roma’dan kaçmış ve Papa’nın ulaşamayacağı tek yer olan Osmanlı İmparatorluğu’na sığınmayı düşünmüştür. Bunun için Osmanlıya mektup yazar. Ancak o sırada dostlarının araya girmesiyle Papa ile barışır ve İstanbul’a gitmekten vazgeçer. Yavuz Sultan Selim döneminde Osmanlılar bu kez Michelangelo’yu İstanbul’a davet eder. Ancak o tarihte çok başarılı ve ünlü olan Michelangelo daveti kabul etmez.

Michelangelo ile ilgili anlatılan diğer bir ilginç ayrıntı da Babasının hasta Michelangelo’ya yazdığı mektuptur. Babası, mektubunda; “Yıkanmaktan sakın, her türlü hastalık sudan gelir, bilirsin. Gerekirse adam tut, kirlerini kazıt ama, sakın yıkanma!” diyordu. Ortaçağda Hıristiyanlar, ilk doğdukları zaman Papaz tarafından vaftiz suyunda yıkandığı için, bundan sonra yıkanmak, inançlarına göre yasak ve günahtı. Yıkananların birçok hastalıklara yakalanacağı zannediliyordu. Bu sebeple kadınlar olsun, erkekler olsun, yıkanmadıklarından dolayı kirlenip pis kokarlardı. Kadın ve erkekler bu pis kokuyu önlemek için ağır kokular sürünürlerdi.

Ölene dek hiç evlenmeyen Michelangelo,  tüm hayatını ve enerjisini eserlerine verdi.

Davud Heykeli’nin hemen karşısında yer alan ve Davud Heykeli’nin etkileyiciliğinden dolayı biraz gölgede kalan Hercules ve Cacus Heykeli ise Bandinelli’nin eseridir.

Neptün Çeşmesi Sinyörler Meydanının diğer ilgi çekici eserlerindendir  ve Deniz Tanrısı Neptün yani Posaidon’u sembolize eder. Ortada mermerden Neptün, etrafında mermer at başları ve su perileriyle çevrilmiş durumdadır.

At üzerindeki heykel Mediciler’den Küçük Casimo’ya ait.

Floransa-Piazza Della SignoriaFloransa-Piazza Della Signoria

Çeşmenin yanında yere işlenmiş plaka Papaz Savonarola’nın yakıldığı yeri göstermektedir. Mediciler dönemindeki karmaşık durumdan yararlanarak yönetimi bir süreliğine ele alan Muhafazakar bir Papaz olan Savonarola o zamanlardaki pek çok sanat eserini ahlak dışı ve günahkar bularak toplatmış ve toplattığı bu eserleri Sinyorlar Meydanı’nda yaktırmıştır. Bir süre sonra halk Savonarola’nın baskılarından ve zulümlerden bıkar, ayrıca mucizelere sahip olduğunu söylediği halde hiçbirini gerçekleştirememesinden dolayı Savonarola’ya isyan eder. Savonarola’nın Papa tarafından da aforoz edilmesini takiben tıpkı günahkar oldukları için yakarak öldürttüğü diğer insanlar gibi önce asılır sonra da bu meydan da işaretli yerde yakılır.

Meydanın hemen köşesinde yer alan Loggia dei Lanzi kimi zaman toplantı yeri, kimi zamanda muhafız odası olarak kullanılmıştır. Bu bölümde yer alan Cellini’nin Medusa’nın başını kesen Perseus’u tasvir eden bronz heykeli  ile  Giambologna tarafından yekpare mermerden yapılan Sabin Kadınlarının kaçırılmasını anlatan heykel göreni kendine hayran bırakan eserlerden sadece birkaçı.

Floransa-Loggia dei LanziFloransa-Loggia dei Lanzi-Perseus

Medusa, mitolojiden de bildiğimiz gibi gözlerine bakanı taşa çaviren ölümlü bir canavar. Perseus Medusa’yı öldürüp kafasını kalkanına takar ve bu sayede düşmanlarını taşa çevirir.

Sabin Kadınlarının kaçırılmasının öyküsü ise trajik.  Romulus Romayı kurduğunda şehir nüfusunu arttırmak için bir hileye başvurur, Mars’ın doğum gününü kutlamak amacıyla şenlikler düzenleyip komşu krallık Sabin halkını şölene davet ederler. Şölen esnasında Sabin erkekleri şarhoş olup eğlenceye dalınca Romalı askerler Sabine kadınlarını kaçırıp, alıkoyarlar. Öfkeden çılgına dönen Sabin erkekleri bir ordu kurup kadınlarını kurtarmak üzere Roma’ya döndüklerinde ise kaderin acı cilvesiyle karşılaşırlar çünkü Sabin kadınları yeni kocalarını tercih ederek, savaşta Romalıların yanında yer alırlar. Giambologna eserinde bu anı yekpare mermerden üç boyutlu olarak tasvir eder.

Palazzo Della Signora , 94 metrelik çan Kulesi ile Sinyorlar Meydanına hakim bir yapıdır. Medicilerin residansı ve yönetim yeri olan saray Medicilerin Pitti Sarayına taşınmasıyla  Palazzo Vecchio olarak anılmaya başlamıştır.

Uffizi Gallery, Mediciler zamanında Vasari’ye hükümet ofisleri olarak yaptırılmış olup günümüzde pek çok ölümsüz esere ev sahipliği yapan bir müzeye  dönüşmüştür.

Floransa-Uffizi Gallery

Palazzo Pitti(Pitti Sarayı), Medicilerin rakibi Floransalı Banker Pitti’nin , Medicilerden daha zengin olduğunu ispat etmek için yaptırmaya başladığı bu saray nedeniyle daha inşaatı tamamlayamadan iflas etmiş ve yazık ki Mediciler’e satmak zorunda kalmıştır. Bugün birbirinden gösterişli sanat eserlerine ev sahipliği yapmaktadır.

Pitti Sarayında yeralan meşhur Boboli Bahçeleri de Rönesans bahçe düzenlemelerini yansıtması ve bir çok Avrupa bahçesine ilham kaynağı olması bakımından önemlidir.

Ponte Vecchio ( Ponte Köprüsü); Türkçe karşılığı Yaşlı Köprü olan bu köprü,  Arno Nehri üzerindeki iki yakayı birbirine bağlamaktadır. Aynı zamanda da meşhur Vasari Corridorun da bir parçasıdır. Bugün köprü üzerinde pek çok kuyumcu yer almaktadır fakat ilk yapıldığı zamanlarda bu dükkanlarda et ve deri satılıyormuş. O zamanın Dükü Vasari Koridor’undan geçerken alttan gelen bu kokulardan rahatsız olduğundan bu kişileri kovarak yerlerine kuyumcuları getirtmiştir. Ponte Vecchio II. Dünya Savaşından zarar görmeyen tek köprüdür.

Floransa-Ponte Vecchio

Vasari Corridor, Vecchio Sarayı ile Pitti Sarayını birbirine bağlayan Uffizi Galerisinden başlayarak yaklaşık 1.200 metre süren  bu kapalı geçiş yolu, o sıralar halk tarafından sevilmeyen Medicilerin halkın arasına karışmadan, güvenli bir şekilde saraylar arasında rahatlıkla gidip gelmeleri için tasarlanmış bir geçit yoludur. Nehir boyunca inşa edilmiş olan bu geçitin koridorları geçerken keyifli bir yürüyüş olsun diye birbirinden güzel tablolar ve sanat eserleriyle süslenmiş. Koridorun altında Ponte Köprüsünde bulunan küçük küçük evler, bu koridor yapılırken evlerini Dük’e satmayan mal sahiplerinin evleri. Bu insanlar evlerinin satışına izin vermeyerek burada yaşamaya devam etmişler. Ancak Dük planı değiştirmemiş ve evlerinin üzerine gelecek şekilde koridoru inşa ettirmiş. Hem insanların manzarasını yok etmiş hem de tepelerine kocaman bir köprü inşa ettirmiş. Mal sahipleri de bu şekilde yaşamlarını sürdürmeye devam etmişler.

Floransa Di Santa Croce Bazilikası; içerisinde sanatın yanında Michelangelo, Dante, Machiavelli ve Galileo gibi çok önemli insanların anıt mezarları yer almaktadır.

Floransa’nın İtalya’nın başkenti olması şerefine yapılan Zafer Takı manzaralı Piazza della Republica‘da şehrin en eski ve ünlü kafelerinde biraz soluklanmak mümkün. 1733 yılından beri hizmet veren Gilli veya Giubbe Rosse’un  sizi yıllar öncesine götüren nostaljik atmosferi Tiramisu ve Capucino eşliğinde günün yorgunluğunu atmak için ideal.

Floransa-Piazza della Republica

Floransa’ya bir kere daha gelmeyi kesinlikle garantilemek istiyorsanız uğramanız gereken son yer Mercato Nuovo yani Yeni Pazar. İsmi yeni olmasına karşın oldukça eski olan çarşı kurulduğu 16. Yüzyıldan beri aktif olarak kullanılmaktadır. Yapıldığı yıllarda hasır ürünlerin satıldığı bu yerde günümüzde daha çok turistlere yönelik Çin Malı hediyelik eşyalar satılmakta. Bu çarşıyı önemli kılan ise çarşıda bulunan Piglet(Domuz) Çeşmesi. Söylenenlere göre bronz domuzun dişleri arasına bozuk para koyup burnunu okşarken parayı aşağıdaki mazgallara düşürebilirseniz tekrar Floransa’ya gelmeniz garanti. Bu arada il Porcellino’nun altın sarısına dönmüş burnu ne kadar çok insanın sizinle aynı dileğe sahip olduğunun bir kanıtı, ama hep dedikleri gibi “ya tutarsa?”

Floransa-il Porcellino