Cenova

Cenova İtalya’nın kuzeyinde önemli bir liman kenti.

Cenovalılar aslında bize hiç yabancı değil. Tarih kitaplarımızda sürekli adı geçen meşhur Cenevizliler gerçekte Cenovalılar. Bizans döneminde bir Ceneviz Kolonisi olan Galata, surlarla çevrili özerk bir bölgeydi. İstanbul denince akla ilk gelen yapılardan biri olan Galata Kulesi’de (Christea Turris) Cenevizlilerin İstanbul’a bir armağanı.

Galata adını Cenova’da bugün hala sıklıkla duymak ve hatta Galata müzesini ziyaret etmek mümkün.

Cenova, limandan yukarılara doğru uzanan daracık, labirent gibi sokaklarla dolu.Bu sokaklar denizden gelen saldırılara karşı şehri savunmak amacıyla bilinçli olarak dar inşa edilmiş. Anlatılanlara göre herhangi bir saldırı anında sokak girişleri hemen kapatılarak düşmanın içerilere kadar girmesi engelleniyormuş. Binaların önü, tıpkı Roma döneminde olduğu gibi revaklarla kaplı.Revaklar sayesinde sıcak ve soğuk havalardan fazla etkilenmeden dışarıda rahatlıkla dolaşmak mümkün.

Cenova

Kesin olmamakla berarber ünlü kaşif Crishtoph Colombun da Cenova doğumlu olduğu varsayılıyor ve Casa della Famiglia Colombo Kolombo’nun doğduğu ev olarak ziyaret ediliyor. Keşfetmek demişken, zaten daha önceden insanların yaşadığı bir yere ulaşmak orayı keşfetmek olarak mı yoksa kolonileşme sürecini başlatmak olarak mı algılanmalı? Nasıl ve nereden bakıldığına bağlı.

Ünlü kaşifin amcası dünyanın en eski ve hala çalışan deniz feneri La Lanterna’nın bakıcısıymış. Amcası sayesinde deniz sevgisinin başladığı düşünülüyor.

Cenova-Crishtoph Colomb

Girişi, göreni kendine hayran bırakan siyah beyaz çizgili mermerlerle bezeli San Lorenzo Katedrali eski şehrin merkezinde, adını verdiği San Lorenzo Meydanında yeralıyor.İkinci Dünya Savaşı sırasında İngilizler tarafından atılan fakat çatıya sıkışarak patlamayan bomba Katedral’de hala sergilenmekte.

Cenova-San Lorenzo Katedrali

Ziyaretçileri, Katedralin girişindeki kocaman gözlü, bu iki aslan heykeli karşılıyor.

The San Lorenzo Cathedral

Piazza de Ferrari şehrin en hareketli meydanlarından biri.

Cenova-Piazza de Ferrari

Garibaldi Caddesi, Ortaçağ zerafetini yansıtan süslemelerle bezeli saraylar ve zarif binalarla çevrelenmiş durumda.

Kentin simgesel yapılarından biri de Porta Soprana Kuleleri. Savunma amaçlı inşa edilen bu kulelerden ikisi ayakta üçüncüsü tamemiyle yıkılmış durumda. Porta Soprana Kuleleri’nde dalgalanan beyaz zemin üzerine kırmızı haçlı bayrak Cenova kentinin bayrağı.

Cenova-Porta Soprana

Dünyanın değilse de Avrupa’nın en eski bankalarından biri olan Bank of Saint George’da Cenova’da.

Cenova-Bank of Saint George

Cenova ile ilgili anlatılanlar kadar, şehre hayat veren Cenovalı’lar ilgili söylentilere de kulak kabartmakta fayda var. Söylenenlere göre Cenovalılar cimrilikleriyle meşhurlar ve paralarını kendileri dışında kimse için harcamayı pek sevmiyorlar. Bu durumda haklı olarak pek çok fıkraya konu olmuş durumda. Anlatılanlardan birine göre ” Balıkçı tezgahından üç kedi balık çalarlar. Balıkçı balıkları geri alabilmek için kedilerin peşine düşer ve bir köşede bunları sıkıştırır. İlk kediye sorar “Nerelisin?” Kedi cevap verirken hop balık düşer, balıkçı hemen alır. İkinci kediye sorar “Nerelisin?” Kedi cevaplarken balıkçı düşen ikinci balığı da alır. Sıra son kediye gelir. “Nerelisin?” Kedi dişlerini sıkarak “Zena” diye cevaplar ve balıkla birlikte kaçmaya devam eder. Zena Cenova Lehçesinde Cenova demek.

Pesto Sos’un anavatanı olan Cenova’da bu sosu ilk kullananın yine Crishtoph Colomb olduğu söyleniyor. Bu sosla hazırlanan yemekler uzun süre dayanabiliyormuş, aynı zamanda o zamanlar denizciler arasında yaygın bir hastalık olan skorbüt hastalığına da iyi geliyormuş.

Cenova ziyaretçilerine enfes makarnalar, pizzalar yanında tarih ve sanat alanında da keşfedilecek pek çok şey vadediyor…

Follow: