4. HAÇLI SEFERİ – LATİN İMPARATORLUĞU

Bizans İmparatorluğu bir yandan kendi içindeki sorunlarla uğraşırken, bir yanda da 1071 yılında  Anadolu’ya giren Türklerin saldırılarıyla güç ve toprak kaybetmeye başlar…

Bu esnada Eyyubilerin yönetimine geçen Kudus’ü Müslümanlardan geri almak isteyen Papa bütün Hristiyanları 4. Haçlı Seferleri için göreve çağırır. Önceki ilk üç Haçlı Seferinde karadan Kudüs’e ulaşmaya çalışan Haçlılar zor koşullar ve Anadolu Selçukluları nedeniyle yüksek kayıplar vermişti. Bu nedenle, bu sefer önce deniz yoluyla Mısır’a ulaşılarak burada bir üs oluşturulacak ardından da Kudüs’e geçilecekti. O günün şartlarında bu planı gerçekleştirebilecek tek millet Venediklilerdi. Fakat finansman problemi vardı. Venediklilere filonun kurulması ve askerlerin sevkiyatı için ödenecek para nasıl bulunacaktı? Bu aşamada devreye Venedik Cumhuriyeti Doçu Henricus Dandulus (Enrico Dandolo) girer.

Dandolo’nun planına göre Venedik’e isyan eden Katolik Hristiyan Zadar  şehrine gidilip, isyan bastırılarak şehir tekrar Venedik idaresine alınırsa nakliye ücretinin önemli bir bölümü karşılanabilecek, kalan miktarı da Haçlılar Mısır’a vardıklarında elde edecekleri savaş ganimeti ile ödeyeceklerdi. Papa Katoliğin Katoliğe saldırmasını uygun bulmaz ve bir yazı göndererek saldıranların aforoz edileceğini ilan eder. Fakat bazı Haçlılarca esas hedef Kudüs’e ulaşmak olduğundan bu yolda her şey mubahtır ve Haçlılar şehre saldırır, şehir 3 gün boyunca talan edilir. Bu duruma çok kızan Papa önce tüm Haçlıları aforoz eder, daha sonra araya girenlerin zorlamasıyla sadece Venedikliler aforoz edilir ama bir hüküm ifade etmez.

Entrikalarıyla ünlü Bizans bu esnada saltanat kavgalarıyla sarsılmaktadır. Angelos Hanedanı üyeleri taht yüzünden birbirlerine düşmandırlar. Haçlılarla biraraya gelen genç Prens Aleksios Angelos, amcasının tahttan indirilerek hala hayattaysa babasının değilse kendisinin imparator yapılması karşılığında, Haçlı birliklerinin Bizans gemileriyle Mısır’a nakledilmesi, birliğe askeri destek sağlanması ve de en önemlisi Papalık’tan ayrılmış olan Ortodoks Kilisesini Roma’daki Katolik Kilisesine bağlanması sözünü verir.

Önceki Haçlı seferlerine katılanlardan yıllarca masal gibi İstanbul’un güzelliğini ve zenginliğini dinleyen 4. Haçlılar için İstanbul’u ordu ile alıp 3 günlük yasal talan esnasında toplanan ganimetlerle zengin olmak oldukça cazip bir fikirdir.

Anlaşmaya istinaden Haçlı ordusunu taşıyan donanma Haziran 1203’de İstanbul önlerine gelir fakat Haliç’e giremez. Çünkü Haliç 500 metre uzunluğunda bir ucu bugünkü Sepetçiler Kasrı’nın arkasına denk gelen yerde bulunan Eugenios Kulesi diğer ucu da Kastelyon Kulesine gerilen zincir ile tehlike anlarında korunuyordu. Bunun üzerine Venedik-Haçlı Donanması Kadıköy tarafına demirler. Yiyecek içecek tedariki için de çevrelerindeki tarlaları ve bahçeleri yağmalarlar.

HalicZinciri

O günlerde bir Ceneviz Kolonisi olan Galata’daki tek Bizans varlığı bugün Karaköy’de Yer altı Camii olarak bilinen ve günümüzde hala kullanılan Kastelyon Kulesiydi. Haliç’i gemilere kapatan zincirin bir ucu bu kuleye girip oradan büyük makaralarla indirilip yükseltiliyordu. Ayrıca kuleyi savunmak için büyük bir Bizans birliği de her zaman hazır bulunduruluyordu. Haliç kıyısındaki şehir surları daha alçak ve daha az savunmasız olduğundan Haliç’ e giriş ve çıkışlar bu zincir sayesinde kontrol altında altında tutuluyordu.

Yere-Batan-Camii_1555089a555229.jpgYere-Batan-Camii_2555089a4bb3af.jpg

Anlaşma şartları gereğince Dandolo Bizans imparatoruna elçiler göndererek; taht Prens Aleksios’a bırakılmazsa saldırıya geçeceklerini bildirir. Fakat işler planlandığı gibi gelişmez. Karşılarında Katolikleri gören Bizans Halkı güçlü bir donanmaları olmamasına rağmen şehri savunmaya geçerler. Meşhur zincir Eugenios Kulesi ile Kastelyon Kulesi arasında gerilerek Haliç koruma altına alınır. Fakat Haçlıların güçlü donanması karşısında fazla direnemezler ve  Kastelyon Kulesi’ni koruyan birlik İmparatorda dahil olmak üzere kaçarlar. Kuleyi ele geçiren Haçlılar Haliç’i kapatan zinciri denize indirip Venedik donanmasına Haliç’i açarlar.

İmparatorun da şehri terkedip kaçması üzerine Haçlılar kısa sürede İstanbul’u ele geçirerek meşru hükümdarın tahta geçirilmesi şartıyla kuşatmayı kaldıracaklarını bildirirler. Şartları kabul edilir ve Aleksios Angelos tahta çıkar. Bunun üzerine Venedikliler ve Haçlılar geri çekilerek meşru hükümdarın verdiği sözleri yerine getirmesini beklemeye başlarlar. Fakat yeni imparatorun bu vaadleri yerine getirebilecek finansal gücü yoktur. Hazine yanlış yönetimler sonucu boşalmıştır.

O dönemde İstanbul Antik Dönemden kalma eserler ve Bizans’ın yaptığı eserlerle adeta bir açık hava müzesi gibidir. Haçlılar şehirde gördükleri bu servet karşısında şaşkınlığa düşerler. Bizans halkı medeniyet görmemiş, garip kılıklı Haçlıların aç gözlerle etrafta dolaşmasından oldukça rahatsızdır. Ayrıca Ortodoks Kilisesinin Katolik Kilisesine bağlanma fikri de halk tarafından tepkiyle karşılanmaktadır.

Yeni imparatorun karşısına çıkan heyet kendilerine vaadedilen ödemenin hemen yapılmasını isterler. İmparator açık ve net olarak ödeme yapamayacağını heyete bildirir.

Bu durum kurnaz bir tüccar olan Venedik Dükü Dandolo tarafından fırsata çevrilir. Planına göre en kısa sürede Bizans imparatoru tahttan indirilerek yerine Venedik’in çıkarlarını ön planda tutan bir devlet kurulacaktır.

Durum değerlendirmesi için toplanan Bizans Konseyi olanların sorumlusu olarak gördükleri imparator Aleksios’u tahttan indirerek yerine yüksek bir saray memuru olan Aleksios Dukas’ı imparator yaparlar.

Haçlılar yeni imparatora da elçi göndererek isteklerini yinelerler ve kendilerine verilen sözlerin yerine getirilmesini isterler. İstekleri reddedilince de 9 Nisan 1204’te saldırıya başlarlar. Hristiyan’ın Hristiyan’a saldırısını makul göstermek için de Katolik Papazlara saldırının uygun olduğuna dair bir bildiri yayınlatırlar. Yoğun saldırılar sonucunda da 12 Nisan 1204’te şehri ele geçirirler.

O zamanki savaş hukuku gereği şehir üç gün boyunca benzeri görülmemiş bir barbarlıkla yağmalanır, insanlar katledilir. Yüzlerce yıllık yazma kitaplar yakılır. Ayasofya da dahil olmak üzere bütün anıtsal yapılar tahrip ve talan edilir. Hipodrom ve Ayasofya’yı süsleyen, altın ve değerli metalden yapılmış heykeller, haçlar, ikonalar eritilerek, ya paraya çevrilir ya da silah yapımında kullanılır. Tıpkı dış yüzeyi bronz panellerle kaplı Örme Sütun’da olduğu gibi. Eritilemeyecek kadar kıymetli görülen eserler ise olduğu gibi kaçırılır. Değerli Antik dönem eserleri ve Hristiyanlık’a ait kutsal emanetler Avrupa’ya taşınır. Hristiyan azizlerin kemikleri, bugün Torino’da sergilenen ve Hz. İsa’ya ait olduğu iddia edilen  kefen parçası kaçırılan önemli eserlerden bazıları. Bu eşyaların bir kısmı zaman içinde kaybolurken bir kısmı da Venedik, Vatikan ve diğer dini merkezlerde korunmaya alınır.

Istanbul’dan 4. Haçlılarca kaçırılan eserlerin en bilinenlerinden biri bugün Venedik San Marco Bazilikası’nın orta giriş kapısında replikaları bulunan 4 bronz at heykelidir. Quadria Atları olarak bilinen ve Apollo’nun arabasını çekerken tasvir edilen bu dört bronz atın  M.Ö. 4. Yüzyılda yaşayan Yunanlı heykeltraş Lisippos tarafından yapıldığı düşünülüyor. Bu heykellerin Hipodrom’un anıtsal giriş kapısı olan Carceres üzerinde yer aldığı söylenir. Carceres’in Zodyak’ın 12 burcunu simgeleyen 12 kapısı bulunmaktaydı.

V23

Quadria

HippodromeCarceres

Yağmalarla tahrip olan yerlerden biri de bugün Fatih Camii’nin bulunduğu yerde yeralan Havariyun Kilisesidir ki bu alanda Pagan Dönemde On İki Tanrı Tapınağı bulunduğu söylenir. Havariyun Kilisesi o dönemde pekçok Bizans İmparatoru lahidini ve kutsal emanteleri barındırıyordu. Mezarlar yağmalanır ve talan edilir. Bu yağmalar nedeniyle günümüze dek ulaşabilen her hangi bir Bizans imparotoru mezarı veya lahdi kalmaz. Venedik’ teki San Marco Kilisesinin İstanbul’daki Havariyun Kilisesi örnek alınarak yapıldığı da söylentilerden biri.

Havariyun

Sonuç olarak Kudüs’e gitmek üzere yola çıkan Haçlılar İstanbul’a saldırıp Bizans İmparatorluğunu yıkarak bir Latin İmparatorluğu kurarlar. Ancak bu imparatorluk sadece İstanbul ve yöresinde etkin olur.

Bu dönemden sonra İstanbul sürekli küçülüp fakirleşirken, şehrin soylu ve zenginleri de İznik’e göç eder. Zamanla İznik, Trabzon ve Yunanistan’ daki Epiros’ta Latin İmparatorluğuna karşı bir Bizans muhalefeti gelişir ve 1254 yılına gelindiğinde Latin İmparatorluğu çepeçevre kuşatılır. Nihayet 1261 yılında Paleologos Hanedanı İstanbul’u tekrar ele geçirerek Latin İmparatorluğunu sona erdirir.

Michael Paleologos kentin yenilenmesi sürecinde harap olmuş Hipodrom ve Büyük Saray’a hiç dokunmaz. Şehrin başka noktalarında şehirleşmeye öncelik tanıyarak kendiside Blakhernai Sarayı’na yerleşmeyi tercih eder.

Tekfur-Palace_1.jpg

Olayların sorumlusu Venedik Dükü Dandolo Latin İmparatorluğu kurulduktan bir yıl sonra 1205 yılında ölür ve Ayasofyanın üst galerisinde defnedilir. Rivayetlere göre Bizanslılar şehri tekrar aldıklarında mezarını açarak kemiklerini denize dökerler. Bugün Ayasofya’da bulunan Dondolo’ya ait mezar taşı, Sultan Abdülmecid Dönemi’nde İsviçreli Fossati Kardeşler tarafından gerçekleştirilen restorasyon sırasında mezar yeri tesbit edilince yerleştirilmiştir.

TombofDandolo

Follow: